unutamadığım dünlerin en acı hatırası sensin. Korkuyorum aslında unutursam diye korkularıma yenik düşüp, bir köşede ağlıyorum sessizce. Sonra, bir hışımla unut diyorum kendime Giden sevdanın esirimi olacaksın? sevdasınn arksından bakan ihtiyar bir gönüllemi kalacaksın! Aynalarda buluyor bakışlarım beni, utanıyorum Dizlerimin bağı cözülüyor bir an, yalnızlığa gebe günlerin habercisi bir hüzün cöküyor gözlerime. Bir korku sensizlikle bütünleşen. Sanki hiç gitmemişçesine büyüyen sevdam önümde. Ve her sonun [...]
-evvel gidenler için- Neden bu kadar çok ve çabuk gidiyorlar? Sahi bu kadar çok ve çabuk mu gidiyorlar, yoksa biz mi terk ediyoruz bunca gönüllü kendimizi dalgaların hüznüne? Deniz büyüdükçe gemiler ne denli küçülüyor, limanlar ne denli anlamsızlaşıyor. Neden yokluklarında bıraktıkları boşluk, varlıklarıyla doldurdukları yerden bunca geniş?
Rabbini bilen Züleyha ilk dua olarak hemen oracıkta, Rabbim, dedi, gözlerimden bu acıyı kim silecek benim? Kim yıkayacak gözlerimin içini? Kim yıkayacak acılarla dolup taşan kalbimi? Hemen arkasından da, olsun, dedi. Rabbim, her şeye razıyım. Hepsine razıyım. Yeter ki aşktan azad etme kalbimi. Yeter ki göz yaşlarımın serininde yıka içimi. Göz yaşlarımı ve aşkımı alma, onlar bende kalsın.
Kapat gözlerimi yar. Görmesin sende kalan yanımı. Al bende bırakma sızlayan anılarımı. Hasretin adı durmasın gönlümün sınırlarında. Sevdan gezmesin içimin kurumuş koridorlarında. İhanetin karanlığı yakmasın canımı. Unutmuşken bir bir kurumasın dudaklarım adının sıcaklığında





